Uzun zaman önce, Pegasus'tan biletini alıp, merakla beklediğimiz, babamın dedesinin doğduğu topraklar olan, Romanya gezimiz için, ablamla birlikte, Ankara'dan yataklı tren ile, ilk önce İzmir'e gittik.
Sonrasında 29 Nisan da Adnan Menderes Havalimanından, İstanbul Sabiha Gökçen'e uçtuk. Dış hatlara geçtikten sonra, buradan Bükreş'e uçarak, akşama doğru şehre indik. Çok kısa sürdü hepimiz bir an şaşkınlık yaşadık.
Valizlerimizi alıp, Pasaport kontrolünden sonra, çıkış a giderek, Hollanda'daki arkadaşım Tuba nın da, Belçika'dan uçarak yanımıza gelmesini bekledik. Hepimiz bir araya gelince, Havaalanından bizi almaya gelen, araç kiralama servisinin aracı ile, kiraladığımız arabayı almaya gittik.
1500 km de yeni bir Renault araç ile, Bükreş Merkez de ki apart evimize geçtik.
İlk gün akşam, apart yakınındaki bir restoranda karnımızı doyurup, dinlenmek için otelimize döndük.
Sabah erkenden uyanıp kendimizi Bükreş sokaklarına attık. Hava çok soğuk ve yağmurluydu. Elimizdeki Listeye göre Parlemento binası, Catedrale Mantuirii Neamulii, sonra soğuk ve yağmur yüzünden yakındaki cafe de ısınma, dinlenme, yeme içme, sonra arabaya binerek Çavuşesku evine gittik.
Ev, Bükreş'in müstakil evlerin bulunduğu şık bir mahallede, semtin adı Primaverii (bahar demek miş) giderken dikkatimi çeken, Atina, Paris, Washington, Roma, Rabat gibi farklı ülkelerin başkentlerinin sokak adı olarak verilmesi dikkatimi çekti. Türkiye'ye dönünce baktım Ankara'yı göremedim.
Gençliğimde Çavuşesku'nun iktidarda iken yaptıklarını, sonrasında eşi ile kaçtığı yerde yakalanıp infaz edildiğini biliyordum. Evini görmek tuhaf hissettirdi. Eğer hayatı ve yaptıklarını merak ederseniz aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz;
Yorumlar
Yorum Gönder